2008-May-28 - Al Götür Günahlarımı...

Zamanın bir zamanın da Küçük bir kız sevdim...
Yüreği kadar büyük, hiç bir şey görmediğim...
Sevgisi kadar İlahi! Bir o kadar cani...
Adımı unuttuğum anların sayısı yok hücremde...
Varlığımı unuttuğum anlar, heybemde...
Bakma... İçim dolu...
Gülme... İçim buruk...
Ağlama... İçim soğuk...
Gitme... İçim hala aynı çocuk...
Al götür günahlarımı ! Ak tenimden sıyırıp...Yüreğinde ki aç, sonsuz kuyunun içine at!
|
|
Link Ekle
|
2008-May-14 - Yürek Yanar Bir Tek Göz Yaşı Kalır...
Öyle ki, bu bir kaç gündür , umursamaz yaşamak istiyor gibiyim...
Biliyorum ki küsmelerim, ne ona, ne buna, ne de bir başkasına...
En derindedir kırıklığım kendime...
İnadına savaşmak, İnadına sevmek...
İnadına titremek, umutsuzluğun son noktasında, kaybedişlerin sıcak sevişme sonrası vücuda değdirilmiş buz taneleri kadar irkitici olması...
Aslında o kadar da kaybetmedik! diyebilmek...
"AŞK" bildiğimizi, yüzümüzün bilmediğimiz halleriyle kirletişimiz...
Bak! Bugün içim de bir "İsyan" yok!
"İnsan" ya, İnsan...
Elbet affedebilir bir çok şeyi...
Ya da tabiriyle, "Yine zamanın sırtına yükleyeceklerimiz" ne kadar süre taşıyabilir omuzlarında?
İçimizde ki o korkuyu, o olmamışlığı...
Bak, yalnızlığımı son damlalarıyla yaşıyorken, yine seninle açtım gözlerimi...
Biliyorum, öyle uzaklardasın ki...
Oysa ki bir adım ötedeyken "gelmeyişlere" anlam veremez insan...
Ama gel artık...
Şayet nefes kadar muhtaçsan benliğime...
Ve biliyorsan, kan akışı gibi damarlarımdaysan...
Şayet, takılı geçmişle geçirmeyeceksek şu ömrü...
Varsa bir inancımız,bir umut...
gel...
..(.)
|
|
Yorumlar (0) :: Link Ekle
|
2008-May-13 - Prestupleniye i Nakazaniye

Suç ve Ceza...
Bir çok konuşma da geçebilecek bir cümle aslında...
-"Bırak ya, öldürsen şunu adam yerine koyup bir de hapise atarlar adamı..." :)
Aslında en dibinde faşizm olsa gerek şu sözlerin...
Ama insan vicdanıyla yaşar... Ve hangi Suç, hangi Ceza olursa olsun...
Önemli olan "Yargı" Sistemidir...
Bildiğim Yargı sistemlerinden biri, inanmış bir erkeğin acıyan yüreğidir...
Düşleyin dostlar...
İnatla, inandığınız her şeyin üzerine yeminler savurabilen bir "Suç" serüveni...
Bir yanda, her YEMİN DE bir kez daha acıyan yürek...
Kim bilir belki de insanlar, çevresindekiler yüzünden hep yanlışa sürüklenirler...
Ya da her insan, içinde ki pisliğe, çevresinde ki pislikle dönüşürler...
Ne olursa olsun...
Bugün tüm "iyi niyetlerimi yargılayıp" astım...
Biliyorum ki bundan sonra "niyetlerim" pek insani olamayacak...
En azından tekrar bir şeylere inana kadar...
Gücünüz, Beyninizden geliyor ise...
Öldüğünüz de güçsüz,
Benliğinizden geliyor ise...
Ölümsüzsünüz...
...
|
|
Yorumlar (3) :: Link Ekle
|
2008-May-12 - Kalbin bir değişik atar, sevgi yalanlarında...
Hep düşünürüz... Sevgi, İnanç, Güven, Dürüstlük...
Aslında her şey de olduğu gibi, 1dk sonra ne kadar yalan dolu bir hayatta olduğunuzu öğrenebilirsiniz...
Gün ışığı ne kadar da boş gelir...
Bitki değiliz ki, toprak bul, su al, ışık gör ve yaşa...
Sanırım fazla da bir farkımız yok...
Bugün düşündüm de, sanırım yetiştirmekte olduğum çiçeklerimi aldatıyorum...
Hani şu ekonomik lambalar var ya... işte onlardan bir tanesini başlarının tam üzerine koydum...
Gariplerim güneş sanıp, ışığa tırmanmaya çalışıyorlar :)
Ne yazık... Bizler de AŞK dediğimiz şeye hep tırmanmaya çalışmıyor muyuz?
Oysa ki içinde beslediği YALANLAR, Aldatmacalar...?
Peki ne zaman anlayacaktır BİTKİ onun gerçekten GÜNEŞ olmadığını?
Işık yetersiz geldiğinde mi?
Aslında Sevgi bu nokta da devreye girer...
Anlarsın ki, ışığın şiddeti ne kadar az olursa olsun...
Karanlıkta kalmaktansa... o nokta deliğinden fışkıran küçük ışığa muhtaçlığımızı...
İlk baharımı, son baharıma çevrilmiş hissediyorum...
Dayan yürek... dayan...
Belki de; yalanlarımızın yalanlarının acılarını, çekmek boynumuzun borcu...
Buna da dayan... buna da...
Yürek acısı ne kadar acıtabilir ki ruhumuzu?
Hangimiz ne ile bunu ap açık anlatabiliriz ki...
Sıradan bir gün değil bugün dostlar!
Gün bittiğinde, umarım ışık hala sönmemiş olur ...
Kalın sağlıcakla...
...
|
|
Yorumlar (0) :: Link Ekle
|
2008-May-10 - Sanırım Çok Uzaksın...
Hayat öyle çok uzak yerlerde değil, değil de nerede...
Bazen düşlemenin bile zor olduğunu düşündüğüm hayallerimin peşine gider ayak hep şu soruyu soruyorum!
Öleceksek? Ne diye yaşamak için; daha doğrusu, daha iyi yaşayabilmek için çabalıyoruz ki?
İnandığımız şeyler bizleri ne kadar taşıyor? Bizlere ne kadar inanıyor...
Aslında bir çok soruyla içinden çıkılmaz sorunlar yaratabiliyor insan kendine.
Dün gece, dış kapısından adım atmadığım, küçük ve soğuk bu evde, yalnızlığımı sorgularken, aslında hiç bir zaman kurtulamadığım yalnızlığımla boğuşur buldum kendimi...
Çoğu insan kalabalıklar arasında yalnız kaldığından şikayetçi, oysa ki asıl yalnızlık sigara dumanı altında, sigaranın yanıp tükenmekteyken çıkardığı o sinsi, çığlıksı seslerini duyduğu anlardır...
İlk başlarda o kadar ürkütücü geliyordu ki bu ses; artık alıştığıma bile üzülür haldeyim...
Hani söz var ya; "tek dostum içtiğim sigaram o bile terk ederdi olmasaydı param"...
Ne kadar da doğru diyor insan, şu "Yalnızlık" belasını hücrelerinde hissettiğinde...
O kadar iki yüzlü ki; insanlara özgü bir şey olduğunu buradan çıkarmak gerekli diye düşünüyorum dostlar...
İşte böyle! İnsan bu gibi anlarda ölümü bile düşünemez oluyor...
Ve işte o an! İçgüdüsel tutunacak bir dal arayışı elbet bir sonuç çıkarır...
Bazen saksıda ki bir bitki, bazen sıcaklığına aşık olunası yatak...
Ve bazen gerçekten "Aşık" olmanın verdiği haz...
Bir anda o "Kahraman" sarı verir vücudunu... İnceden inceden "Mutlu" hissedersin kendini...
Az önce ki düşüncelerden sıyırır benliğini, sevişir gibi devam edersin kaldığın yerden...
"İşte yaşamak o zaman güzel"...
|
|
Yorumlar (0) :: Link Ekle
|
|
Hakkımda
me mine myself...
« July 2008 »
| Mon | Tue | Wed | Thu | Fri | Sat | Sun | | | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 |
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
| 28 | 29 | 30 | 31 | |
Arkadaşlar
� ezo
|